Prens Harrynin İngilteredeki Yeni Yuva Seçiminde Yürek Yakan Diana Kararı

Hatırlarsınız, bundan tam altı yıl önce arkalarında büyük fırtınalar kopararak İngiltere’yi terk etmişlerdi. Meghan Markle ve Prens Harry, 2020 yılında sadece minik oğulları Archie’yi kucaklarına alıp Amerika’da yepyeni bir sayfa açtıklarında yer yerinden oynamıştı. Şimdiyse ailelerine katılan tatlı kızları Lilibet ile birlikte, dört kişilik kocaman bir aile olarak anavatanlarına geri döndüler. Tabii bu sürpriz dönüş, ardında cevabı merak edilen onlarca soruyu da beraberinde getirdi.

Herkesin aklındaki en büyük soru ise çiftin nerede yaşayacağı oldu. Biliyorsunuz, Harry ülkesine dönmüş olsa da artık resmi olarak çalışan bir kraliyet üyesi değil. Dolayısıyla ne saray dairelerinde oturabiliyorlar ne de kraliyet kasasından bir ödenek alabiliyorlar. Meghan kurduğu kendi markasını büyütmek için kolları sıvamışken, Harry de yardım projeleriyle yoluna devam edecek. Yaşayacakları yeni yuva içinse resmi bir duyuru yapılmasa da çiftin, zenginlerin ve ünlü simaların gözdesi olan o masalsı Cotswolds bölgesine yerleştiği konuşuluyor.

Aslında magazin kulislerinde bambaşka bir beklenti vardı. Çoğu kişi Harry’nin, ailesiyle birlikte annesi Prenses Diana’nın büyüdüğü ve asırlardır Spencer ailesine ait olan Althorp malikanesine yakın bir yer seçeceğini düşünüyordu. Çünkü Harry, çocuklarının sadece dedeleri Kral Charles ile değil, hiç göremedikleri anneannelerinin kökleriyle de güçlü bağlar kurmasını çok istiyordu. Hatta geçtiğimiz ay İngiltere’ye yaptıkları kısa ziyarette Archie ve Lilibet’i büyük dayıları Charles Spencer ile tanıştırmaya bile götürmüştü.

Peki, bu bağı bu kadar önemserken Harry neden Althorp’a komşu olmaktan vazgeçti dersiniz? İşin arkasında gerçekten de yürek burkan bir sebep yatıyor. Henüz 12 yaşındayken kaybettiği ve acısını hiçbir zaman unutamadığı annesi Diana, 1997 yılındaki o trajik kazadan beri bu arazideki küçük bir adada, ebedi uykusunda dinleniyor. Çifte yakın kaynaklara göre Harry, annesinin mezarını her gün görebileceği bir yerde yaşamanın kendisi için rahatlatıcı değil, tam aksine derin bir acı kaynağı olacağını düşündü. Çocuklarının geçmişlerini bilmesi fikri ne kadar güzel olsa da o büyük kayıpla her gün yüzleşmek genç prense çok ağır geldi.

İşte Harry, kalbindeki o dinmeyen sızıyı tazelemek yerine ailesini korumayı seçti ve annesinin ebedi istirahatgahından bilinçli olarak uzak bir yerde yeni bir düzen kurdu. Şimdi ise saraydan ve o hüzünlü hatıralardan uzakta kurulan bu yeni hayatın, Sussex ailesine aradıkları o huzuru gerçekten getirip getirmeyeceği merakla bekleniyor.